Braun 1. Hikaye Kazananı

Hikayeyi sonuçlandıran herkese çok teşekkürler.  Umarım benim okurken eğlendiğim kadar siz de yazarken eğlenmişsinizdir.  Ilk hikayenin kazananı Öykü Doğan.  Fashiontr’ı takip etmeye ve  post ettiğim hikayeleri sonuçlandırmaya devam edin ; ) Ikinci hikayeyi sonuçlandırıp bana göndermek için Cuma akşamı saat 18:00′e kadar vaktiniz var unutmayın!

Önemli bir hatırlatma:
Kazananlar, ödül teslimi sırasında herhangi bir sorun yaşanmaması amacıyla, nüfus cüzdanlarını faks yoluyla göndermelidir. Bu kişilerle mail yoluyla iletişime geçilerek bilgilendirme yapılacaktır. (Bakınız: Katılım koşulları 12. madde)
Kazanan kişinin kimlik doğrulaması veya yaşıyla ilgili herhangi bir sorunla karşılaşılması durumunda hediye kazanma hakkı yedek talihliye geçecektir.

Öykü Doğan’ın hikayesini post’un devamında bulabilirsiniz…..Biraz uzun ama okumaya değer ; )

“Çabuk ol hayatım, çocuklar gelmişler bile bizi bekliyorlar” dedi, o sırada sanki bir yararı olacakmış gibi taramaya devam ediyordum saçlarımı. Sonra, hani bazen çok da büyük olmayan meseleler, ağlamanıza sebep olur ya, o anlardan birini yaşadım. Gözlerim doldu, makyajımın akmaması için evin içinde bir o yana bir bu yana dolanmaya başladım, ağlayacak vaktim bile yoktu çünkü! Ellerimle yüzüme doğru rüzgâr yapıyordum, çünkü ağlamak yerine yapabileceğim çok daha mantıklı şeyler olmalıydı. Saçlarımı topuz yaptım. Dağınık bir topuz, hep dergilerde görürdüm de uygulamak isterdim. Ama hiç de dağınık olmadı. Sekreter gibi olmuştum. Sonra örmeye karar verdim,  Alexander Wang defilelerindeki örgülerden yapsam, eminim bana hayran kalırlardı. Başarmıştım, çok da güzel olmuştu örgü. Tabi işin içine benim suratımı dahil etmezsek. Evet, kabul ediyorum hiç de yakışmadı bana böylesi, hatta umarım bir daha kendimi böyle görmek zorunda kalmam. Çantami elime aldım, aynada son bir kez kendime bakarken fark ettim, kıyafetim ve makyajım o kadar güzeldi ki ! Ama saçlarımın görünmez olma ihtimali bile, onların bu elektrikli halinden kurtulma ihtimalimden daha yüksekti. Kapıyı kilitledim ve aşağı indim. Arabaya binerken erkek arkadaşimın yüzündeki o ifadeyi gördüm. Zaten hemen ardından, “İnanmıyorum sana bu saate kadar uyudun mu? ” dedi şaşkın bir şekilde. Hayır dedim, nereden çikardin ki? Kem küm etti, geçiştirdi beyefendi. O kadar mı korkunç görünüyordum? Hiç tereddüt etmeden ağzımdan kelimeler çikmaya başladı, “Tuğçe’lere uğramamız gerek.” Erkek arkadaşim şok içinde bana döndü, ve sesini yükselterek, arkadaşlarının beklediğini, kendime gelmemi ve benzerlerini söylerken lafını böldüm, “Aceleden montumu evde unutmuşum.  Şu an onun evine daha yakınız, daha fazla gecikmememiz için oraya gitmeyi teklif etmiştim sadece hayatım” dedim imalı bir şekilde. Erkek arkadaşim gülümsedi, haklı olduğumu söyledi ve özür dileyerek Tuğçe’lerin evine giden sokağa doğru döndü. Evin önüne geldiğimizde gülümseyerek arabadan indim, hızlı adımlarla asansöre bindim ancak Tuğçe’nin ev kapısının önüne geldiğimde kapıyı çalmaktan çok yumrukluyordum. Tuğçe pijamalarıyla kapıyı açtı, “Sen de mi yeni kalktın?” Dedi.  Artık kimseye laf yetiştirecek vaktim yoktu. Saç düzleştiricini çikar çabuk! Dedim. Düzleştiricim yok ki benim dedi. O zaman fön makinesi çabuk Tuğçe acelem var Cem aşağıda bekliyor dedim. Fön çekemezsin ki bu kadar sürede rahat rahat dedi. Tuğçe yıkıcı değil yapıcı olalım rica ederim, ağlamama çok az kaldı şu an! Diye bağırdım. Tuğçe gülümseyerek beni banyosuna götürdü. Hatırlıyor musun, beraber Bodrum‘a gittiğimizde bir şapka almıştım, sen de benle dalga geçmiştin, dedi. Evet, tamam  Tuğçe ama şu anda intikam almak için yanlış bir zaman değil mi dememe kalmadan, odasına koşturup şapkayı  getirdi. Şaka yapıyor olmalısın, ne demiştik az önce, dalga geçmiştim, değil mi Tuğçe? Dedim. Başka çaren varsa ben Lost’a geri dönüyorum dedi. Çaresiz kendimi Tuğçe’nin ellerine bıraktim, adeta bir güven testi gibi. Aynaya arkamı dönmüş, neler olacağını bilmeden, evde pijamalarıyla oturan en iyi arkadaşimın, beni bu berbat durumdan dakikalar  içinde kurtarmasını bekliyordum. Üç dakika içinde her şey bitmişti, aynaya doğru dönmek konusunda tereddütüm varken, Cem’in yanına nasıl inerdim bilemiyorum. Arkamı döndüğümde, Tuğçe gülümseyerek bana bakarken, heyecanla Tuğçe’ye sarıldıım, sanırm güzel bile olmuştum! Hadi dedi, Cem daha ne kadar dayanabilir bilmiyorum. Koşarak merdivenlerden indim ve arabaya bindim. Cem hayretler içinde bana baktı, aa, ne yaptın kendine? Kafandaki şapka, o Tuğçe’nin dalga geçip durduğun şapkasına benziyor. Neden öyle diyorsun hayatım? Sienna Miller ve hatta Lady Gaga da bile var dedim inandırıcı bir şekilde. Aslında pek de fena değilmiş dedi Cem, gözüm alışır birazdan. Yavaşça elimi tuttu. Gülümseyerek başimı dışarı doğru çevirdim, modaya bir kez daha, her zamankinden de çok tapıyordum.”

This entry was posted on Thursday, December 31st, 2009 at 11:52 am and is filed under For Women. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

Leave a Reply

*