Braun Iontec Satin Hair Brush 5. kazananı: Miray Özlüpınar Atik. Ve bu son post ile birlikte ‘her an her yerde’ kampanyası Fashiontr.com’da sona ermiştir. Yazdığım hikayeleri sonuçlandırıp yollayan herkese teşekkürler!
Miray Özlüpınar Atik’in hikayesini post’un devamında bulabilirsiniz…
“Suların kesik olması gerçekten moralimi çok bozmuştu, zaten hep böyle şeyler beni bulur ama paniklersem herşey çorap söküğü gibi ardı ardına ters gidecekti o nedenle kendimi sakinleştimem gerekiyordu. Denizden çıktıktan sonra iskelenin orda duş aldığım için banyo sayılır diye düşünüp kendi kendimi biraz teselli ettim. Şimdi asıl önemli konu hafif deniz tuzuyla sertleşmiş olan saçlarımı ne yapacaktım,aynanın önünde 10 dakika boyunca saçımda entersan şekiller denedikten sonra bunun böyle olmayacağını anlayıp giyinmeye karar verdim.
Gideceğimiz yer sahilde bir ev partysi olduğundan 70′ler hippie tarzında bir kombinasyon yapabileceğimi düşünüp hemen gardrobun başına geçtim.
Aklıma Mischa Barton’ın elinde dondurması püsküllü bootie’leriyle yazın LA sokaklarında çekilmiş fotoğrafları geldi,tamam artık ayakkabı olarak ne tercih etmem gerektiğini de biliyordum,ne babet ne de parmak arası terliklerim tabikide püsküllü taba rengi bootielerim,iyiki getirmişim belki cesaret eder giyerim demiştim kendi kendime.
Yazın herşeyle kombine edebildiğim ve yazlık kıyafetlerim arasında en sevdiğim hayat kurtarıcı mini boyfriend shortum hemen gözüme çarptı,moralim düzelmeye başlamıştı, şimdi sıra üzerime ne giyeceğime gelmişti.
Kıyafetimi aksesuarlarla bütünlemeye karar verdiğimden dolayı üzerime daha basic birşey giymemin doğru olacağını düşündüm.
İncecik penyeden tek omuzunu düşürebildiğim geniş yakalı beyaz basic tshirt içine bikinilerimden birinin üzerini giydim, yazın en sevdiğim şey iç çamaşırı yerine bikini üzeri kullanmak çünkü renk konusunda çok fazla altarnatifim oluyor aynı zamanda duruşuda sexy :)
Çok mutluydum herşey çok iyi gidiyordu gecenin heyecanından içim içime sığmıyordu,iphone’umu istation’a bağlayıp güzel bir müzik açtım, bob marley – could you be loved…
Sıra aksesuarlara geldi,oradan buradan aldığım bir çok bilekliği geçen sene uzakdoğudan aldığım renkli bileziklerimle kombinledim,sıra geldi çantaya geldi.
Açıkçası partylerde çantama sahip olmakta herzaman zorlanmışımdır o nedenle olabildiğince pratik bir çözüm bulmaya karar verdim,önce anahtarımı takılı olduğu anahtarlıktan çıkarttım cüzdanımdan ehliyetimi,birkaç banknot ve iphone, yanıma almayı düşündüklerim bunlar,geçen sene stradivarius’dan çok entersan bir kemer bulmuştum,deri taba rengi büyük ve kalın ara ara bazı yerlerinden incecik zincirler,deri püsküller ve cüzdana benzeyen bir cep sarkıyor bu cebin içine herşeyimi itinayla katlarsam ve biraz sıkıştırırsam sığdırabiliyordum. Böylece kemeri dökümlü tshirtümün üzerine belime doğru düşürerek takıp çanta derdindende kurtuldum.
Makyaj,yüzüm zaten güneşten bronz olduğundan hafif parıltı veren nemlendiricimi sürdüm,üzerine hafif pembemsi allık,kirpiklere rimel ve parlatıcı nekadar doğal okadar güzel :)
Sıra geldiii saçlaraaaa…
Aynanın önünde şekil yapmayı denerken iyice karıştırdığım,deniz tuzundan sertleşmiş saçlarımı önce ortadan ayırdım daha sonra zaten karışık olan saçlarımı dahada karıştırıp aralarına ince ince salaş örgüler yaptım,üzerinede accesoriesdan aldığım payetli ince saç bandını alnıma gelecek şekilde taktım ve geceye hazırdım.
Kapı çaldı hayallerimi süsleyen gülümsemesiyle karşımdaydı,elimi tuttup beni kendi etrafımda çevirdi harika görünüyorsun prenses diyip elime dudaklarinin ucunu degdirdirerek optu,evden arabaya dogru el ele yuruduk…
O gece hayatımda en çok eğlendigim partydi diyebilirim.
Olumlu düşünmeye çalışıp kendimi sakinleştirmem işe yaramıstı.”
