Yaz’dan beri ertelenmiş bir post bu aslında. Hatta bir noktada gerçekten yazdığımı bile düşünmeye başlamıştım. Hafıza öyle bir şey ya, bazen yapmadığın şeyi yaptığını düşünerek, zaman içinde kendini gerçekten ona inandırabiliyorsun. Mesela annemle babam hala benim ismimi hangisinin koyduğu konusu açıldığında tartışmaya başlarlar. Annem der ki ben, babam der ki tabi ki ben. Kendi hafızalarında kurdukları senaryoları bile var, dünmüşçesine, aynı renkte anlatırlar bir de kendi tarafındaki hikayelerini… Çiftler arasında özellikle de evlendikten sonra çok yaşanan bir şeymiş bu anladım.
Neyse, gelelim The Kooples’a. Geçen Yaz Paris’te tanıştığım Bir Fransız markası. Fransız ve İngiliz “vintage” sokak şıklığının karışımı bir duruşu var. Son zamanlarda çıkan en iyi contemporary Fransız markası bence. Kalıplar tek kelimeyle muhteşem. Bayıldığım dar kalıplı ceket ve pantolonları Londra’nın ünlü SavileRow terzileri tarafından dikiliyormuş. Hem kadını, hem de erkeği çok başarılı.
Lookbook ve kampanya çekimlerine bayılıyorum. Gerçekten markanın adı gibi “çiftler”i kullanıyorlar çünkü. Mesela kıyafetlerine hasta olduğum, bordolu, “super cool” çift: Adam ve Karolina. 3 yıldır beraberlermiş. Dergilerde çıkan reklam kampanyalarında her çiftin ne kadardır birlikte olduğu bilgisini mutlaka yazıyorlar. Siteden bu çiftlerin röportajlarını dinlemek bile mümkün…
Hala tanışmadıysanız bu markayla önce mutlak sitelerine – www.thekooples.com - bakın sonra da Paris’e veya Londra’ya ilk yolunuz düştüğünde mağazalarını ziyaret edin derim mutlak.
Alexander Wang’in her sezon farklı desen ve kumaşları kendine özgü bir şekilde modifiye etmesini ve başka kumaşlarla birleştirmesini seviyorum. Bu koleksiyonda en çok ilgimi ekose ve houndstooth desenli burnout trikolar çekti. Burnout t-shirt, evet yıllardır var, hatta bir var bir yok, seveni de var sevmeyeni de ama triko??? “Ne alaka”, “nasıl yani” dedirtiyor insana. O yapmış ve tabi ki de olmuş.
Yelekler her koleksiyondaki gözdelerim olarak bu sefer de kaideyi bozmadılar. Özellikle üçüncü resimdeki paltomsu gri-siyah yelek favorim. İkinci resimdeki monttan cekete geçen yelek de koleksiyondaki en güzel parçalardan biri bence.
“Street-style meets tailoring” bendeki özeti budur bu koleksiyonun. 29 look arasından favori 4′üm de bunlardan ibarettir.
Ümit Benan’ın Inglourious Basterds‘dan esinlenerek hazırladığı 2013 Kış koleksiyonunun 15 look’tan oluşan defilesi dün Milano’da gerçekleşti. Çok militer olmasına rağmen, günlük hayatta da rahatlıkla giyilebilecek parçalardan oluşan, çok başarılı bir koleksiyon olmuş. Sadece show olarak değil, satış anlamında da başarılı olacağı kesin. Pantolonların boylarına, botlara, ceketlere, kabanlara, her şeye bayıldım! Favori 3 look’um da bunlardan ibarettir.
Son bir aydır Raf Simons’un Christian Dior’a gideceği konusundaki haberler/dedikodular biraz duruldu sanırım… Öyle bir şey yok diye mi duruldu yoksa sonuçlanma aşamasında olduğu için mi bilemiyorum ama ben gitmemesini istiyorum. Seviyorum Raf Simons’un elinden çıkma süper minimal Jil Sander’ı ve Jil Sander Navy’yi… Bekleyip göreceğiz.
Senenin tam o vakti ya, 2012 ilkbahar yaz reklam kampanyaları yağıyor üst üste… Buyrun bu da en sadesinden Jil Sander Navy. Bu sezon Arizona Muse’un yerini yeni bir model almış: Sojourner Morrell. Kampanyayı da Daniel Jackson fotoğraflamış. Çok sade, çok düz ama Navy de olsa Jil Sander sonuçta, normal. Modelin solukluğunu ve makyajsız olmasını (görünmesini) sevdim en çok ben. Flatform botlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama.
Süregelen bir oyunumuz var kendi içimizde. Can sıkıldığında veya sıkılmadığında oturup, “top 10 aktör, aktrist ve film” listesi yaparız kızlı erkekli bir grup. Kemikleşmiş listelerin üzerinden ufak tefek değişiklikler yapmak serbest. Ben genelde “top 10″ aktör ve aktrist listesini “hot 10″ olarak yapanlardanım, kesinlikle daha eğlenceli oluyor. Özellikle de çiftlerin listelerini karşılaştırmaları en eğlencelisi… Tavsiye ederim.
Bu listeyi benim yanımda yapan her erkeğin “hot 10 aktrist” listesinde olan kadın, Mila Kunis, Christian Dior 2012 İlkbahar/Yaz reklam kampanyasının yüzü olmuş.
Her ne kadar “for women” kategorisine düşen bir post olsa da bu, “hot 10″ listesinde Mila Kunis’e yer veren tüm erkekler için gelsin…
Benim gibi kaşkol/şal hastasıysanız bu videoya bayılacaksınız! tru. kaşkollarımı sadece 3 farklı şekilde takıyormuşum da haberim yokmuş… Bu 25′in içinden deneyeceğim en azından bir 5-6 farklı teknik kesin var!
İtiraf ediyorum. Kayıtsız, şartsız Lazaro ve Jack’in elinden ne çıksa seviyorum. Bu muhteşem ikili Himalayalara trekkinge giderse, Proenza Schouler yorumu dağ esintili ve sportif koleksiyon da böyle olur işte. Kullanılan sportif kumaşlar, detaylar ve yaratılan kombinasyonlar inanılmaz. Nylon rüzgarlık tüvit etek ve ceketlerle kombinlenebiliyormuş meğer… Lazaro ve Jack yapıyorsa olur. Kayıtsız, şartsız.
Bayıldım. Scott Sternberg’in Woody Allen’in 1979 yapımı Manhattan filmindeki Diane Keaton’ın oynadığı karakterin giyiminden esinlenerek yarattığı Boy. by Band Of Outsiders Pre-Fall 2012 koleksiyonuna bayıldım. 18 look’luk koleksiyondan en en en çok bu 6 look’u sevdim.